Örnek Köy Neden Kuruldu?

Kurtuluş savaşını izleyen yıllarda yurdumuzun birçok yerinde olduğu gibi yoksulluk ve yorgunluk Etimesgut'a da hâkimdi. Genç nüfus savaşlarda ölmüş, toprak bakımsız kalmış, hastalıklar yaygınlaşmış, bataklıklar içinde kalmış bir köy. Bu köyün kaderi tıpkı yurdumuzun kaderi gibi Atatürk'ün elinde değişecek ve uzun yıllardır devam eden bitmişlik, yıkılmışlık yerini umuda, sevince bırakacaktır. Ulu önderimizin gelecek kuşaklar için belirlediği "muasır medeniyetin üstüne çıkma" ülküsüne ulaşma inancının Etimesgut'da nasıl gerçeğe dönüştüğünü izleyen satırlarda okuyacağız.

 

1) Örnek köy kurulmasının temelinde yatan düşünceler

 

Türk Milleti'ni çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmanın yolunun ekonomik bağımsızlıktan geçtiği yaklaşımını benimseyen başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet yönetimi; yurtta asayiş ve güveni sağlayarak, iç ve dış barış ortamı içinde, ülkenin var olan ekonomik kaynaklarını seferber etme yolunu seçmiştir. Bu nedenle 1923–1929 döneminde, Türkiye ekonomisinin en önemli, hatta tek servet kaynağı tarımın geliştirilmesine özel bir önem verilmiştir (Kayıran, 1988).

Atatürk her yönüyle kalkınmış, bayındır bir ülke meydana getirmek istiyordu. Köy ve buna bağlı olarak tarımsal gelişim yapılmak istenen değişimin ağırlık noktalarından birini oluşturmaktaydı. 1920'li yıllarda Türkiye nüfusunun yüzde sekseninin tarımla geçimini sağladığı göz önüne alınırsa Atatürk'ün niçin köy ve köylünün kalkınmasına büyük önem verdiği anlaşılabilir. Ülkenin ekonomik bağımsızlığı tarımsal alandaki gelişmeye bağlıdır (Çetin, 1997).

Atatürk'ün köy ve köylünün kalkınması ve bunun sonucu olarak ekonomik kalkınma için bir itici güç oluşturma düşüncesi bütüncül bir yaklaşımla eğitimden, sağlığa, tarımsal araçların sağlanmasından, ulaşıma kadar çok yönlü olarak köyün yeniden yapılandırılmasında kendisini göstermiştir.

Yapılan çalışmalar 17 Şubat 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi ile başlar. Kongrede tarımsal alanda gelişmeyi sağlamak temelinde köylülerle ilgili kararlar alınmıştır. 1925 yılında aşarın kaldırılması kongrede alınmış kararlara dayanmaktadır. Bir başka önemli adım köy kanunun çıkartılmasıdır (1924). Köy kanunu köyün yeniden yapılandırılmasını amaçlar. Doksan yedi maddeden oluşan bu kanunda; köyün tanımı, sınırlan, imarı, yolların yapımı, evlerin planı, sağlık, eğitim gibi çeşitli konular ele alınmıştır. Kanunla yıllarca ihmal edilen köylüleri Cumhuriyet yönetiminin çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarma isteği dikkati çekmektedir. Kanun uygulandığında Cumhuriyetin örnek köy modeli de ortaya çıkmaktadır (Çetin, 1997).

 

Kanunun uygulanması sonucu birçok bataklık kurutuldu. Köye tarım ve sağlık hizmetleri götürüldü. Çok sınırlı sayıda da olsa köy kütüphaneleri kuruldu. Bazı köylere posta ve telefon teşkilatı kuruldu. Verimsiz tarlalarda ıslah çalışmaları yapıldı. Ağaçlandırmaya büyük önem verilerek 1924–1933 yılları arasında köy sınırları içinde 1.821.900 ağaç dikildi. Yapılanlara rağmen köy kanunu tam anlamıyla başarıya ulaşamamıştır. Bunun temel nedenleri arasında Dünya ekonomik bunalımı, köylerdeki okuryazar oranlarının çok düşük olması, yerleşik ağa düzeni ve köylülerin maddi olanaklarının yetersizliği sayılabilir.

Köy kanunu köyün yeniden yapılandırılmasını öngörmüştür. Bu yönde yapılacak düzenlemelerin önemli bir yanı köy hayatını zenginleştirmek ve köylüyü daha verimli hale getirmekti. İşlenmemiş toprakları modern tarım alet ve yöntemleriyle işlemek en başta gelen hedefler arasındaydı. Yeni kurulan devlet ekonomik kalkınma için tarımın geliştirilmesini bir zorunluluk olarak görmekteydi. Köylüye tarımın geliştirilmesi yönünde bilgilendirme ve yeni beceriler kazandırma yoluna gidildi. Bu noktada yüce önder birçok alanda olduğu gibi bu konuda da Türk insanına liderlik yapmıştır. Kurduğu çiftliklerde yaptığı örnek çalışmalarla köylüye toprağın nasıl işleneceğini, hayvanlardan nasıl yüksek verim alınacağını göstermiştir. Büyük bölümü Etimesgut sınırları içinde kalan Atatürk Orman Çiftliği bu uygulama sahalarından birisidir. Etimesgut’da kurdurduğu örnek köy bağlamında Atatürk'ün çorak ve bataklık bir alanı dönüştürme kararlılığı üzerinde durmak gereklidir.

Yapılan işler Türkiye'yi bayındır bir ülke haline getirmek içindi. Bu yolda nice çetin mücadeleler verilmiştir. Falih Rıfkı Atay Atatürk'ün bu uğurda yaptığı çalışmaları "yaratıcı bir karar eseridir" diye niteler. Atatürk'ün kendisi yapılması düşünülen değişikliklerin uygulayıcısı olarak milletine örnek olmuştur. Bu anlamda Atatürk Orman Çiftliğinin kurulması ve Etimesgut’da yapılanlar Atatürk'ün fikrindeki yeni ülke ve millet için örnek oluşturmaktaydı.

"1925 senesi baharında idi. Bir gün Büyük Şef, memleketin tanınmış ziraatçılarından bir grubu çağırttı, onlara ağaçsız ve çorak Ankara'nın yanı başında büyük bir çiftlik için yer aramalarını emretti. Çiftlik yeri için uzun boylu dolaşmaya ve Ankara'nın çevresinde başka başka tabiat hususiyetleri aramaya gerek görülmemişti. Sebep basitti. Kıraç bir bozkırın ortasında bir orta çağ şehri. Ağaç yok, su yok, hiçbir şey yok.. Böyle bir noktada hazırlanmış ve müsait şartlar taşıyan yerler nasıl bulunabilir?" (Devlet,1939, s. 11).

Atatürk Orman Çiftliği'nin yerinin seçilmesi sırasında, uzmanların olumsuz raporlarına rağmen, kıraç ve bataklık bir arazide bu çiftliğin kurulması ve geliştirilmesi de anlamlıdır. Ankara'daki çiftlik arazisi hakkında, Tarım Bakanlığı yabancı uzmanlarından Schmid," Bu, öyle bir teşebbüstür ki, elverişsiz toprak ve iklim şartları altında ya sabır tükenir yahut para." demiştir.

Atatürk'ün bu duruma ilişkin düşüncesini özetleyen şu satırlar anlamlıdır. Türkiye'nin en verimsiz yerlerinde bile, insan iradesinin, istediğini elde edeceğini ispat etmek lazımdı. Çünkü bu takdirde, toprağın verimsizliği hikâyesi tasfiye edildiği gibi, verimlilik veya verimsizliğin toprağa yani maddeye ait olmayıp insan iradesine ve burada Türk insanının iradesine ait bir vasıf olduğu meydana konmuş olacaktı ( Devlet, 1939).

Zorluklarla mücadele içinde oluşan bir karakterin imkânsız diye gösterilen çalışmalara girişmesi O'nun doğasının bir gereğidir. Yüce önder bu mücadeleye de atılmak için duraksamaz.

Falih Rıfkı Atay "Atatürk'ün büyük kararlan vardır. Bu kararlar karşısında birçok iradeler durakalmıştır. 19 Mayıs, Sakarya, Dumlupınar, nihayet ayrı ayrı bütün inkılâplar hep böyle ikinci sınıf azimleri donduran kararlardır" diyerek başladığı yazısında ortaya konan eserlerin Atatürk'ün sarsılmaz iradesinin sonucu olduğunu belirtir.

Güzel ve verimli topraklar üzerinde müspet ziraat tecrübeleri yapmak, Atatürk için ne kişisel bakımdan cazip olabilirdi nede nesnel açıdan. Kişisel bakımdan cazip olmazdı, çünkü Atatürk kolaydan nefret etmiştir. Kıraç bir bozkırın ortasında bir orta çağ şehri. Ağaç yok, su yok, hiçbir şey yok (Devlet, 1939, s. 11). Bu manzarayı ne olursa olsun değiştirmek gereklidir.

Mustafa Kemal Atatürk (Etimesgut'un da içinde yer aldığı) Ankara, Yalova, Silifke, Dörtyol ve Tarsus' ta kurduğu örnek çiftliklerde traktör üstüne binerek tarım yapmış, çiftlik ürünlerini çevreye dağıtmış ve komşu çiftliklerin birleşerek kooperatifler kurulmasını teşvik etmiştir. Bu çiftliklerde yapılan hizmetler arasında yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde yapılan incelemeler, tohum ıslahı çalışmaları, tarım araç ve gereçlerinin kullanımı, tamiri, yeniden yapılması, arazi ıslah ve düzenlemesi, iç ve dış pazarlarla sıkı ilişkiler kurulması, halkın dinlenebileceği bir yer olması, temiz gıda üretimi vb. sayılabilir. Atatürk çiftlikleri her yönüyle bir laboratuar işlevi görmüş ve Türk tarımının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

"Atatürk tutulacak yolu her fırsatta bize göstermiş ve bizzat ziraatla uğraşarak övünülecek eserler meydana getirmiştir. Bugün millete hediye etmiş oldukları çiftlikler en az müsait iklim şartları içinde bile teknikle, sebatla çalışmanın ne büyük neticeler verebileceğini bütün memlekete fiilen gösteren fikir ve emek abideleridir." bu sözler Atatürk'ün silah arkadaşlarından ve üçüncü Cumhurbaşkanımız Celal Bayar'a aittir. (Devlet, 1939).

"12 sene evvel herkes bütün ufuklara doğru sarı, yalçın ve kısır uzanıp giden bu toprak çölü karşısında yarı ümitsiz düşünürken O, şehrin yanı başında sulak ve ağaçlık bir ziraat mamuresi yapmağa karar verdi. Şimdi manzarasında, Eskişehir'den Anadolu'nun şark sınırlarına kadar giden vatan parçasının yeşil hayalini gördüğümüz çiftlik sadece uzun bir emek değil, yaratıcı bir karar eseridir. Atatürk onu hükümete hediye etmekle ziraat inkılâpçılarını vazifeye çağırıyor; bu ziraat mamuresinin hudutlarını memleketin şark, garp, şimal ve cenup bütün sınırlarına kadar genişletmek... Bütün zahmetlerini O çekti; nimetlerinden biz istifade edeceğiz. Türkiye bir zamanlar zahmetine tek başına katlandığı bir mücadelenin böyle bir nimeti değil midir? Atatürk'e sadece onu övmek, eserini korumakla değil, işaretinin manasını anlayarak, ona az zamanda bütün memleketi bir ziraat mamuresi halinde göstermekle borcumuzu ödeyebiliriz." (F.R.Atay, 1933).

Mustafa Kemal Atatürk 11 Temmuz 1937 tarihinde Başvekâlete yazdığı bir yazı ile çiftlikleri millete bağışlamıştır. Atatürk'ün hazineye bağışladığı çiftlikler şunlardır:
Ankara'da Yağmur Baba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut, Çakırlar çiftliklerinden oluşmuş Orman Çiftliği, Yalova, Millet ve Baltacı çiftliği

Mustafa Kemal'in 13 yıl devam eden uğraşı ile meydana getirilen, toplam alanı 154 729 dönüm olan bu çiftlikler, bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile hazineye devredilmiştir.(KAYIRAN,1988).

Atatürk Orman Çiftliğinde yapılan çalışmalarla ulaşılan sonuçlar bu yolda yapılacaklara güç kazandırmıştır. Aynı iklim ve toprak yapısı içinde bulunan Etimesgut’da yapılanlar Orman Çiftliğinde yapılanlarla aynı doğrultudadır.

Kurtuluş savaşı sırasında özellikle işgale uğrayarak yanmış yağmalanmış köyler bulunmaktaydı. Savaş sonrasında çok sınırlı olanaklarla da olsa bu köylerin yeniden imarının gerçekleştirilmesi gerekiyordu. Bunun dışında savaş sonrası gelen göçmenlerin yerleştirilmesi zorunluydu. Buna örnek olarak göçmenler için Etimesgut’da inşa edilecek köylerin pazarlıkla yaptırılması kararı alınmıştı. Numune köy olarak belirlenen Ahi Mes'ud çiftliğindeki evlerin onarımı, köye yerleştirilecek göçmenlerin su ihtiyacını karşılamak amacıyla 2500 metre uzaklıktan köye borularla su taşınması için 18,802 lira 19 kuruşluk harcama yapılması kararlaştırılmıştı. Devlet köy kanununda tasvir ettiği ideal köy tipini, yeniden imar edilen bu köylerde uygulayabilirdi. Bu amaçla özellikle Eskişehir-Ankara hattı üzerinde "numune köyler" kurulmasına karar verilmiştir. Yahşihan'dan Eskişehir'e kadar olan bu bölgedeki boş arazilere kurulan numune köylere muhacirler yerleştirildi. Devlet 1.480.684 lira bütçe ayırarak Antalya, Samsun, İzmir, Bilecik, Cebelibereket, Mersin, Manisa ve Ankara'da 69 adet numune köy yaptı (Ziya, 1933).

Atatürk'ün her yönüyle bayındır, kalkınmış bir ülke meydana getirme iradesi örnek köyün kurulmasında da kendisini göstermiştir. Köyde yapılacaklar her bakımdan örnek olmalıdır. Köyün imarı, suyu, elektriği, sosyal tesisleri, tarımsal faaliyetleri, sağlık, eğitim ve ulaşım olanakları ile diğer köylere de örnek olmalıydı.

Etimesgut yüce önderin düşündüğü ideal tip köylerin bir örneğidir. Köyde yapılanlar O'nun uygar bir ülke yaratma düşüncesinin uygulamalarından sayılabilir.

Etimesgut imarlı ve planlıdır. Elektrik kullanılarak aydınlatılmaktadır. Hastanesi, yatılı okulu, çarşısı, postanesi, oteli, hamamı, çamaşırhanesi, hükümet binası ile köylünün bütün ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanmıştır. Tarımsal konularda köylüyü bilinçlendirmek ve gerekli tarımsal aletleri köylüye sağlamak üzere ziraat teknisyenliği bulunmaktadır. Sulh hukuk hâkimi, doktor, öğretmen, hemşire, ziraat teknisyeni hizmet vermektedir.

Atatürk'ün çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma iradesi ve bu yöndeki çabaları ürünlerini vermeye başlamıştı. Kurulan örnek köyler bu ürünler arasında gösterilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

VİDEO GALERİLER

FOTO GALERILER


Etimesgut Bülten

Abone olun, belediye çalışmaları e-postanıza gelsin.

30 Ağustos Mahallesi Şehit Hasan Öztürk Caddesi No:5
Tel & Faks : 0 (312) 244 10 00 - 0 (312) 244 46 46
Etimesgut Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır.