• ETİMESGUT'TA RAMAZAN FUARI

Sağlık Alanında Yapılan Örnek Çalışmalar

O zamanki adı ile Eti Mes'ut içtimai Hıfzısıhha Numune Dispanseri binasının yapımına 1929 yılında başlanmış ve Dispanser 1930 yılında hizmete girmiştir. Dispanserin ilk Başhekimi Dr. Cudi Erentürk'tür. Dispanser

 

Etimesgut ile beraber 19 köyde aşağıdaki hizmetleri yapmakla görevlendirilmişti:

1.Merkez ve köylerde hasta muayenesi,
2.Fakir hastalara parasız ilaç verme
3.Sıtma, Frengi, Verem ve diğer bulaşıcı hastalıklar ile savaş,
4.Süt çocukları ve okul öncesi çocukların devamlı kontrolü ve çocuk ölümlerinin azaltılması,
5.Okul sağlığı,
6.Aşılama,
7.Muhtaç olanlara sosyal yardım,
8.Köylerde çevre sağlık şartlarını düzeltmek,
9.Sağlık eğitimi,
10.İstatistiki bilgiler toplama ve değerlendirme,
11.Dispanserde doğum ve güç doğumları Ankara Doğumevine sevk,
12.Hasta bakımı (fakirlere ücretsiz) ve hastalığı bir haftadan fazla süren veya bulaşıcı hastalığı olanları Ankara Numune Hastanesi'ne sevk.

Bu Dispanserin çalışmasında, diğer sağlık kuruluşlardan farklı olarak, sıtma ve frengi savaşları dahil bütün sağlık hizmetleri dispanserin sorumluluğuna bırakılmıştır.

Dr. Cemal OR'un 1937 yılında dispansere tayininden sonra hizmetlerde büyük gelişme olmuş ve burası Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı hekimleri ve yardımcı sağlık personeli okulları öğrencilerine köy sağlığı eğitimi vermekle de görevlendirilmiştir. Atatürk 29 Kasım 1937 tarihinde dispanseri gezmiş ve izlenimlerini dispanser defterine kaydetmiştir.

Dispanseri pek çok kimseler gezmiş ve övmüştür. Bunlardan biri de ünlü şairimiz Behçet Kemal ÇAĞLAR'dır. Ünlü şairimiz Etimesgut'taki çalışmalardan çok duygulanmış ve hislerini Doktor Cemalettin OR'a ait olan, Atatürk'ün de yazdığı anı defterini şu dizelerle aktarmıştır.

Gazeteci yazar Selahaddin Demirkan, 1 Ağustos 1943 tarihinde yaymlanan Köye Doğru dergisinde Etimesgut gezisinde ziyaret ettiği hastane ile ilgili izlenimlerini şu şekilde aktarıyor.

"Sağlık merkezi köyün tepeye doğru çıkan bir yamacında ve önünde sıra ağaçlarıyla, genişçe havuzuyla insana bir sayfiye hissini veren kargir binadadır. Kapıdan girer girmez hastanelere mahsus koku ile dolu bir hava içmeye başladık. Tertemiz koridorlar, sakin odalar, beyazlar giymiş sağlık memurları ve doktorun odası...

Fakat bu akıncı Türklerin ellerinde ne ok, ne de kalkan var. Yüzlerinde de o gerilmiş adalelerin insanı ürküten keskin çizgilerinden eser yok. Doktor nazik, kibar, güler yüzlü, halim selim bir adam, biraz da mahcup...

Ben kendisini gıyaben tanıdığımı söylediğim zaman kızarır gibi oldu, yaptığı işlerin bu kadar büyütülmesine hayret ettiğini söyledi. Öyle ya, bir doktor. Bir münewer için memlekete hizmet bir fedakarlık mıdır?..

Neden bunu büyütmeli.. Vazife görmek, halka inmek. Köylerde gezmek. Steplerde yaşamak, tuttuğunu koparırcasına milli hareketi hızlandırmak pek tabii işler değil mi?..
 
Evet öyle doktor. O halde şu tabii ve ehemmiyetsiz şeylerden bahsedelim.

Önce müesseseyi gezdik. Bekleme odası. Muayene odası, laboratuar, doğum yeri, yatak odaları.. Duvarlarında bir çok resimler, hepsi de insana hem korku hem teselli veriyor, hem ürkütüyor hem de ümitlendiriyor.

Yalnız köylüler için çalışan bu sağlık yurdunun şu mütevazı halinde insanın öğrenebileceği ne vardır, diye sorulabilir. Fakat şimdi asıl çalışma ve iş odasına, dosyalar arasına girdik. İlk bakışta bir hükümet dairesinin evrak ve dosya odası halini gösteriyor Dolaplar, kutular, fişler ve kağıtlar... Güzel. Elbette her işin bir kaydı olacaktır.

Dr.Cemal OR şimdi asıl mevzuun asıl işlerin içine girmeye başladı. Müessesenin çalışma sistemini, metotlarını, anlatıyordu. Gözümün önüne serdiği bir takım fişleri listeleri incelemeye başladıktan sonra ilk bakışta pekte    mühim görülmeyen, yahut herkese karşı mahiyetini göstermeyen bu kağıtlar arasında yalnız bir sağlık davasının
yürüyüş tarzını değil, birde  içtimai araştırma  metotlarını  alakalandıran, yani sosyolojik bir metodun tatbikatını gösteren eserler de görmeye başladım. 

Müessesenin asıl kuruluş maksadı, köylü hastaları tedavi etmek değil, muayyen hastalıklara karşı koruyucu tedbirler almak, hastalıklara zuhurunu önlemek. Bir tek kelime ile, köyde hastalığın kökünü kazımaktır.

Şu kadarını söyleyeyim ki, Cemal OR adındaki doktorun idare ettiği bu sağlık merkezi, Türkiye 'de Köye Doğru hareketinin en mükemmel önderlerinden biridir.

Etimesut Sıhhat Merkezi, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti'ne bağlıdır. Kadrosunda bir hekim, bir eczacı, bir sağlık memuru, bir ebe ve üç de hemşire vardır.


 

16 köy, üç çiftlikte bugün fişe tabi 5687 nüfus bulunuyor. Sıhhat merkezi kendisine başvuran her köylüyü bir defa muayene veya tedavi etmekle işini bitirmiş olmuyor. Birkere buraya başvuran bir köylü için artık müesesenin elinden kurtulması imkanı yoktur.  Yani sıhhat merkezinin vazifesi hastayı ana karnından mezarına kadar adım adım kovalamaktadır.

Çok şükür ki bu kovalama hali Allah korusun ne bir zabıta takibi, ne de bir eşkıya tehdididir. Merkez, hastaları için adeta koruyucu bir melek vazifesini görüyor.

işte bu müessesenin rolü ve ruhu budur. Müessesenin asıl üzerinde durduğu hastalıklar verem, frengi ile gebelik halleri ve çocuklardır.

Her hastanın önce bir sosyal etüdü yapılır. Bu birinci fiştir. Hastalıklar için de ayrı ayrı fişler var. Hiçbir şey tesadüfe, keyfe, kadere bırakılmamıştır. Hekim, hemşire ve ebe köy evleri civarında pervane gibi dolaşan insanlardır.

Sıhhat merkezine yalnız gebeler kabul olunır. Burada gebe kadın yatar, doğurur, iyi olur, çocuğu alır köyüne gider. Ve artık sağ omuzundaki melaike onu her yerde belalardan korur. Böyle bir teşkilat, böyle bir iş sistemi, bu tarzda bir halka iniş Türkiye için, Türk münevveri için bütün dünyaya karşı övünülecek bir harekettir. İşte o kadar...

Şüphesizdir ki kuru teşkilat, para, otomobil, ilaç vesairenin kıymeti, onları idare edecek olan insanın feragati ile, fedakarlığı ile büyür, genişler. Zaten davamız da bu değil mi?

Gerçek münevverlere malik olmak Bu bakımdan Dr.Cemal OR ve arkadaşları bence bu zümreden insanlardı"(Demirkan, 1943).

Zaman içerisinde Dispanser binasının hizmete yetmemesi üzerine  1946 yılında Kızılay poliklinik ve idare için ek bir bina yaptırıp hediye etmiştir.


Kaynak : Atatürk ve Etimesgut, Ankara Ticaret Odası Yayınları, Ankara 2003

 

 

 

VİDEO GALERİLER

    FOTO GALERİLER


    Etimesgut Bülten

    Abone olun, belediye çalışmaları e-postanıza gelsin.

    30 Ağustos Mahallesi Şehit Hasan Öztürk Caddesi No:5
    Tel & Faks : 0 (312) 244 10 00 - 0 (312) 244 46 46
    Etimesgut Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır.